Hangi yılda hatırlamıyorum. İlçe Milli Eğitim Müdürü Süleyman ŞAFAK'IN isteğiyle yardımlaşma konulu bir makale yazmıştım. O makaleyi de belediye hopörlerinden okumuştum. Sonunu da konuşmamı özetleyen “ Komşusu açken , tok yatan bizden değildir.” cümlesi ile bitirmiştim. Güzel bir yazıydı . Ama belediyeden iner inmez karşılaştığım arkadaşlarım gayet imalı bir ses tonu ile ne dediler biliyor musunuz?: “ Ooo hocam bakıyorum MHP'Lİ olmuşsun” Neden “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir” demişim?
İşte güzel ülkemizin bir türlü çözemediği en temel sorunu. Fikirle değil isimle uğraşıyoruz. Araştırma eksikliği de girince devreye çuvallıyoruz. Oysa bilmiyor ki: “ o söz ne zaman söylenmiştir, kim tarafından söylenmiştir?” Ayrıca, doğru mu değil mi? Sen ona bak. MHP'NİN sloganı imiş. Senin de sloganın olsun .
Daha güzel bir Susurluk, daha güzel bir Türkiye için fikir üretme ve bu fikirleri uygulama sanatı olan siyasetin profili bu işte. Hiç değişemeden sürüp gidiyor.
Aynı sıkıntıyı AK Parti'den belediye başkan aday adayı olduğumuz dönemde de yaşadık. Aday adayız . Adaylığımıza karar verecek partililerin önünde konuşmalar yapıyoruz. Türkiye'nin sorunlarından, devletin hantallığından, demokrasinin iyi işleyemediğinden, hukukun üstünlüğü ilkesinin olmazsa olmazlığından, kendi doğrusundan başka doğru kabul etmeyen birilerinin iktidarı bırakmak istemediğinden, siyasetin rakiplerin ayağını kaydırma mantığından kurtulması gerektiğinden, Susurluk'ta yerel yönetimlerin belediye başkanının tek adamlığı ile sınırlandığından, belediye başkanı olduğumuz taktirde bir orkestra şefi mantığı ile davranacağımızdan; iş adamlarının, sivil toplum örgütlerinin, kamu kurumlarının katılımı ile daha güzel bir Susurluk için beyin fırtınası estireceğimizden… bahsederken biri çıkıp ne dese inanırsınız? “ Hocam , sen bizim camii cemaatından değilsin ki beya”
Biz ne anlatıyoruz , o ne soruyor? Şimdilerde önce insan felsefesini, hukukun evrenselliğini, hukuk dışı ilişkilerin yıllardır ülkemizi geri kalmışlığa mahkum ettiğini, darbelerin hiçbir işe yaramadığını, darbeler sürecinin aşılması için iyi niyetli de olsa darbe planları yapanların mutlak şekilde yargılanması gerektiğini, terörün otuz yıldır kanımızı emdiğini, yüreklerimizi yaktığını, vatanlı milletli nutuklarla bir yere varılamadığını, çözüm için terörü besleyen nedenlerin giderilmesi gerektiğini, bu düşünceyle atılan her adımın adı ne olursa olsun desteklenmesini, içi boşsa da dolmasına katkı yapılmasının kimseye zarar vermeyeceğini, sorunların ertelenerek çözülemeyeceğini söylüyorum ısrarla.
Hak verenler veriyor. Vermeyenler hatta böyle konuştuğum için sinirlenip olur olmaz sözler söyleyen dostlarımızın tek gerekçesi ne biliyor musunuz: “Ak parti'nin de benzer şeyler söylüyor olması.”
İşin içinde Ak Parti olmasa her söylediğime katılacak.
Ya bırak Ak Parti'yi, CHP'Yİ, MHP'Yİ… falan. Sen fikirlere bak: Hukukun evrenselliğine inanıyor musun, hukuk dışı ilişkilere her ne amaçla olursa olsun karşı mısın, hukuk dışı ilişkilerin aydınlanmasını istiyor musun, terörün ülkemizin en temel sorunlarından biri olduğu gerçeğini kabul ediyor musun, ve kökünden çözülmesini istiyor musun… onu söyle.
Bırak isimleri fikirleri tartış. Sonra bakalım hangi siyasi kurum fikrine en yakın ona destek verelim, onun kadrosu olalım.Tutarlılık fikirle olur, isimde olmaz ki.
Siyaset daha güzel yaşam yolunda fikir üretme sanatı. Tekrar yazıyorum: Siyaset ,”fikir üretme sanatı.” Bir siyasi kurum fikir üretemiyorsa neyine destek vereceksin, neyini savunacaksın?...
Fikri bir kenara bırakır isimlerle hareket etmekte ısrarcı olursan “ sen bizim cemaatten değilsin beyaa” diyen siyasi kadrodan ne farkın kalır ? Söyler misin?
Üzmeyin beni…